Skolyoz omurganın frontal düzlem yerine bazı sebepler dolayısıyla yana doğru eğrilmesilmesi ve S şeklinde bükülmesidir. Normal şartlarda omurga dümdüz olmalıdır ancak bazı bireylerde omurga sağa veya sola doğru yatık olabilir. Kişide üç boyutlu bir deformite oluşturan bu durum tedavi edilmediğinde kişinin hareket kabiliyetini kısıtlar. Kişi omurgasını kullanırken acı çekebilir ve postürün yamulmasına neden olabilir.
Skolyoz, omurilik eğriliklerinin farklı derecelerde olması eğiklik tipine göre sınıflandırılmasına sebep olur. En yaygın türü idiopatik skolyozdur. genellikle gelişim çağında, özellikle kız çocuklarında C veya S harfi şeklinde eğriliklere denir.
Omurga doğuştan eğri ise bu duruma konjenital skolyoz denir. Ayrıca serebral palsi gibi nöromüsküler hastalıklar da omurga eğriliklerine zemin hazırlayabilir.
Eğriliğin derecesi, hastalığın ciddiyetini belirlemede kritik rol oynar. Genellikle Cobb açısı ile ölçülen bu değer, tedavi planının oluşturulmasında temel kriterdir. Bazı durumlarda hafif eğrilikler sadece takip edilirken, ileri vakalarda aktif müdahale gerekebilir.
Skolyoz kendisini genellikle yavaş yavaş belli ettiğinden erken evrede teşhis etmek zordur. İlerleyen yaşlarda ortaya çıkan belirtiler arasında:
Genel olarak kişide bazı duruş bozukluklarının fark edilmesi çoğu zaman endişe verici bir durumdur. Kişinin ayakta dururken ya da yürürken bir tarafa doğru eğilmesi dikkat çekici belirtileri arasındadır.
Hastalığın ileri evrelerinde kişide dayanılmaz bel ve sırt ağrıları ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklarında bu durumun erken fark edilmesi için ebeveynlerin çocuklarının fiziksel değişikliklere dikkat etmesi gerekir. Durumu ilerleyen bireylerde nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler de ortaya çıkabilir. Yukarıda belirtilen bazı belirtiler sizde bulunuyorsa mutlaka bir doktor muayenesinden geçmeniz önemlidir.
Skolyoz oluşumunun kesin bir nedeni yoktur fakat farklı türleri bulunur. En yaygın türü idiopatik olup, nedeni tam olarak bilinmez ve genellikle ergenlik döneminde ortaya çıktığı görülmüştür. Doğuştan gelişen omurga anomalilerine bağlı gelişen konjenital türü de önemli ve dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Kas ve sinir hastalıkları, travmalar ve bazı genetik faktörler de omurga eğriliklerinin sebepleri arasındadır. Özellikle büyüme çağında hızlı gelişim gösteren çocuklarda omurga eğrilikleri görülmesi normaldir. Risk grubundaki bireylerin düzenli olarak kontrol edilmesi ve herhangi bir eğrilik fark edilmesi durumunda doktora danışması gerekir.
Skolyozun neden olduğu tam olarak bilinmese de tanı ve tedavisi mümkün bir hastalıktır. Tedavisinin yapılmadığı durumlarda yürüme, duruş ve hareket etmede zorluklar yaşanmaya başlanır. İleri derece omurga eğriliği bulunan kişilerin tedavisi erken döneme göre daha zordur. Omurga eğriliklerinin erken dönemde teşhis edilmesi ve tedaviye hemen başlanılması büyük önem taşır.
Kişide eğrilik olup olmadığını teşhis etmek için genellikle fiziki bir muayene gerekir. Ortopedi ve Travmatoloji birimi tarafından gerçekleştirilen muayenede doktor, omurgadaki eğriliği gözlemler ve çeşitli testlerle değerlendirir.
Eğriliğin derecesinin net olarak belirlenmesi için kişiye detaylı bir röntgen çekilmesi gerekir. Ardından eğriliğin dereceğini belirlemek için röntgen üzerinden cobb açısı ölçümü yapılır. Cobb ölçümü kişinin skolyoz derecesinin belirlenmesinde temel kriterdir.
Durumu ilerlemiş veya eğrilik derecesi kesin olarak saptanamayan kişilere MR ve tomografi gibi ileri görüntüleme sistemleri uygulanabilir. Hastalığın kesin olarak teşhis edilmesi tedavinin düzgün bir şekilde belirlenmesi için büyük önem taşır. Teşhis sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da hastanın yaşı ve eğriliğin derecesidir. alınarak uygun tedavi planı oluşturulur.
Omurga eğriliği her yaş grubunda görülebilse de en sık karşılaşıldığı yaş ergenlik dönemindeki çocuklardır. Omurga eğrilikleri en sık kız çocuklarında rastlanır ve ilerleme riski erkeklere göre daha yüksek olabilir. Özellikle ergenlik döneminde olan kişilerin fiziksel gelişimlerini takip etmek ve durumlarını düzenli olarak kontrol etmek önemlidir.
Doğuştan gelen anomaliler nedeniyle bebeklik döneminde de omurga eğrilikleri görülebilir. Doğuştan gelen omurga eğriliklerini çocukluk çağına gelmeden düzeltmek kişinin genel sağlığı açısından büyük önem taşır. Çocuklarında omurga eğriliği izlerini gören veya şüphelenen ebeveynler mutlaka bir doktora danışılmalıdır.
İleri yaş grubunda özellikle spor yapmayan, uzun süre yanlış pozisyonda oturan bireylerde de eğrilikler gözlemlenebilir. Uzun süre yanlış pozisyonda oturan ve masa başı çalışan kişilerde duruş bozuklukları oluşur. Duruş bozuklukları skolyoz gelişimini tetikleyebilen en önemli nedenler arasındadır.
Omurga eğrilikleri çoğu zaman görmezden gelinir ve dikkate alınmaz. Kişinin yapısı gereği yamuk yürüdüğü sanılır ve tavır farklılığı olarak tanımlanır. İleri yaşlarında skolyoz tanısı konan çoğu kişi doğuştan beri böyle olduklarını, bir rahatsızlık hissetmediklerini dile getirir.
Kişinin genel sağlığını etkilediğini ve oldukça tehlikeli bir boyuta ulaşıp ulaşmadığını teşhis etmek için doktora danışması gerekir. Doktor tarafından yapılan detaylı muayeneler eğriliğin derecesinin belirler.
Genellikle 10 derece altındaki eğrilikler hafif olarak kabul edilirken, 20-40 derece arası orta seviyede değerlendirilir. 40 derece ve üzerindeki eğrilikler ise ciddi olarak kabul edilir ve daha yakından takip edilmesi gerekir.
Eğrilik derecesinin artması, organ fonksiyonlarını etkileyebileceği omurganın düz olması gerekir. Bu nedenle cobb açısı düzenli aralıklarla ölçülmeli ve eğriliğin daha fazla ilerlemesi kesinlikle önlenmelidir.
Omurga eğriliği tedavisi için, öncelikle eğriliğin derecesinin belirlenmesi gerekir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon birimi ve ortopedi biriminden randevu alınması gerekir.
Ardından doktor, hastanın yaşı ve eğriliğin derecesi başta olmak üzere birçok faktöre bakarak hastanın durumunu detaylıca inceler. Eğriliğin hafif olduğu vakalarda düzenli egzersiz ve fizik tedavi yeterli olabilirken, orta dereceli eğriliklerde korse kullanımı önerilir. Korse kullanımı özellikle büyüme çağında skolyozun ilerlemesini durdurmada etkili bir yöntemdir.
Ayrıca omurga eğriliğini tedavi etmek için hastaya yüzmeye gitmesi önerilebilir. Özellikle havuza gidilerek yapılan düzenli egzersizler sırt kaslarının güçlenmesini sağlayabilir. Özellikle düşük tempoda, kişinin kendini zorlamadan sırt üstü yüzmesi sırt ve omurga sağlığı için oldukça faydalıdır.
Eğriliğin durduralamayacağı ileri derece vakalarda cerrahi tedavi seçeneği değerlendirilir. Cerrahi tedavi ile omurganın doğru eğriliği yeniden sağlanmaya çalışılır. Ameliyat süreci zorlayıcı olsa da eğrilik için kesin tedavidir. Skolyozun tedavisinden en iyi sonucu alabilmek için erken müdahale büyük önem taşır.
Omurga eğrilikleri, kişinin günlük yaşamını fiziksel ve psikolojik olarak etkileyebilir. Duruş bozuklukları nedeniyle özgüven kaybı yaşanabilir ve uzun süreli oturma ya da ayakta kalma durumlarında ağrılar oluşabilir. Özellikle eğriliğin ilerlediği vakalarda hareket kabiliyeti normale göre daha kısıtlı olabilir. Kişi eğilirken, dönerken ve bir şey kaldırırken sırtında keskin bir acı hissedebilir.
Bununla birlikte uygun tedavi yöntemlerinden yararlanıldığında skolyoz olan bireyler normal bir yaşam sürdürebilir. Düzenli egzersiz, doğru duruş alışkanlıkları ve doktor kontrolü sayesinde eğriliğin ilerlemesi büyük ölçüde engellenebilir. İleri derece eğriliği olan vakalarda ameliyat sonrasında kişi hızlıca iyileşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken eğriliğin kendini göstermeye başladığı erken evrelerde tedaviye başlamak ve hastalığın ilerlemesini önlemektir. Erken teşhis çoğu zaman daha büyük komplikasyonların önüne geçer.
Saniyeler içinde formu doldurun. Size yardımcı olalım.rn