Kolajen vücutta bulunan en yaygın ve en önemli proteinlerinden biridir. Bedendeki temel görevi bağ dokularında bakım ve onarımı sağlamaktır. Kolajenler vücudun deri, kemik, kıkırdak, tendon ve bağlarında yoğun şekilde bulunan yapısal proteinlerdir. Dokuların dayanıklılığını ve esnekliğini korumada önemli rolleri bulunur.
Hücreler tarafından sağlanan kolajen üretiminin sürekliliği doku yenilenmesi için oldukça gereklidir. Kolajen vücutta bulunan tek bir madde değildir ve ortalama 20’den fazla farklı tipi tespit edilmiştir.
Bunlar kolajenin tipine göre görev alanı değişiklik gösterir. Tip 1 kolajen tendon, cilt ve kemikte yoğunken, Tip 2 kıkırdak dokuda, Tip 3 ise kaslarda bulunur. Bu çeşitlilik, vücuttaki yapısal organizasyonun ve esnekliğin korunmasına katkı sağlar.
Yaşlanmayla beraber vücudun bu yararlı proteini üretme hızı da düşer, bu nedenle ciltte kırışıklıklar oluşur. Kolajen üretiminin yavaşlaması sonunda eklemlerde kıkırdak kaybına bağlı olarak hasarlar meydana gelir. Böylece kişinin bu proteini dış yollardan alması gerekebilir. Eklem ve kıkırdaktaki kolojen kayıpları fizyoterapi ve rehabilitasyon birimi tarafından değerlendirmeli ve durumunuza uygun olarak tedavi planı hazırlanmalıdır.
Kolajen proteinin ana görevi bağ dokularının birbirine tutunmasını sağlamaktır. Ayrıca cilt sağlığını destekleyerek cilt elastikiyetini korur ve dokuların esnekliğini sürdürmesine yardımcı olur.
Aynı zamanda vücudun yara iyileştirme sürecinde de rol oynarlar. Bağ dokularında sağlamlık sağlayarak tendon ve bağların dayanıklılığını artırırlar. Sporcularda ve yoğun fiziksel aktiviteye sahip bireylerde eklem ağrılarına karşı destekleyici bir unsur olarak değerlendirilir.
Bu proteinin bir diğer önemli görevi kemik dokusunda mineral yapının korunmasına katkı sağlamasıdır. Ayrıca kemik yoğunluğu üzerinde dolaylı etkileri olduğu bilinmektedir. Yaşla birlikte kolajen miktarının azalması cilt, kemik ve eklem yapısında değişikliklere sebep olur.
Kolajen, vücudumuzda en bol bulunan yapısal proteindir. Özellikle cilt, saç, tırnak, kemik, eklem ve bağ dokusunun temel yapı taşıdır. Yaş ilerledikçe üretimi azalır ve bu durum kişide hem estetik hem de fiziksel değişimlere yol açabilir.
Ağızdan alınan kolajen türleri, ciltteki kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olabilir. Cilt elastikiyetini artırabilir ve deri kalitesini iyileştirebilir. Ayrıca cilt nemini artarak daha parlak bir hale gelir.
Düzenli takviye kullanımda aşağıdakiler gözlemlenmiştir:
• Cilt elastikiyetini artırır.
• İnce çizgi ve kırışıklık görünümünü azaltmaya yardımcı olabilir.
• Cilt nem oranını yükseltir.
• Tırnak kırılmalarını azaltır ve saç sağlığını iyileştirir.
• Eklem ağrılarını azaltır.
Ancak burada önemli bir nokta vardır: Kolajen takviyeleri vücudun kendi üretimini kalıcı olarak yeniden başlatmaz. Destek bırakıldığında, birkaç ay içinde cilt eski biyolojik sürecine dönebilir.
Yaş ilerledikçe vücudun kolajen üretmesi azalır. Bu durum, vücutta çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir:
• Ciltte sarkma ve elastikiyet kaybı
• İnce çizgiler ve kırışıklık artışı
• Saç dökülmesi veya incelme
• Tırnak kırılması
• Eklem ağrıları
• Kas kütlesinde azalma
• Yara iyileşmesinin yavaşlaması
Bu belirtiler yalnızca kolajen eksikliğine bağlı olmayabilir. Bu sorunların nedenini belirlemek için dermatoloji ve dahiliye ve iç hastalıkları birimi tarafından muayene edilmeniz gerekebilir.
Vücut için oldukça önemli olan bu proteini dış yollarla almak mümkündür. Özellikle kemik suyu, et ve balık tüketimi gibi hayvansal gıdalarla alınabilir. Ayrıca ilik suyu ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketimi de oldukça önemlidir.
Ancak burada bilinmesi gereken önemli nokta doğal kolajen içeren besinlerin vücuttaki emiliminin düşük olmasıdır.
Kolajen içeren besinler arasında:
• C vitamini içeren besinler (portakal, kivi, çilek)
• Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, roka, maydanoz)
• Çinko ve bakır içeren besinler
• Yumurta
• Kuruyemişler
• Özellikle yeşil yapraklı sebzeler bulunur.
Bu maddeyi dış etkenlerle almanın bir diğer yolu da kolajen içeren gıda takviyeleri kullanmaktır. Özellikle eklem kireçlenmesi sorunundan muzdarip çoğu hasta, düzenli olarak kolajen içeren gıda takviyeleri kullanabilir.
Peki son dönemde oldukça popüler olan kolajen takviyeleri gerçekten etkili midir ve kullanılması sağlıklı mıdır? Sıvı, kapsül ya da toz halinde kullanılan takviyelerin gerçekten işe yarayıp yaramadığı henüz kanıtlanmamıştır. Fakat düzenli olarak takviye kullanan kişilerin çoğunda eklem ağrılarında bir iyileşme bulunur.
Kolajen takviyeleri günümüzde hidrolize, denatüre olmayan ve jelatinize şeklinde sınıflandırılır. Hidrolize kolajen protein yapı taşı olan amino asitlerin parçalanmış formudur. Küçük moleküllere bölündüğünden vücut tarafından emilimi oldukça kolaydır.
Jelatinize kollajen etin pişirilmesiyle elde edilen jel kıvamındaki formdur. Doğallığı bozulmamış bu form genellikle tavuk göğsü kıkırdağından elde edilir ve toz halinde bulunur.
Bu tip proteinin kullanımı hücresel bağışıklığı arttırarak eklem hasarına karşı koruyucu bir rol oynar. Bazı araştırmalar hidrolize maddenin daha faydalı olduğunu vurgular. Çok fazla et tüketiminin kolestrol yükseltmekten ziyade bir etkisi olmayacaktır.
Kolajen takviyelerini akşam ya da gündüz kullanmanızın arasında bir fark bulunmaz. Size uygun olan bir zamanda bu takviyeleri günlük olarak kullanmanız ve alışkanlık haline getirmeniz önemlidir. Ancak bu takviyelerin kullanımlarında mucizevi bir etki beklememek önemlidir.
Ayrıca C vitamini, kolajen sentezinde kritik rol oynar. Bu nedenle kolajen takviyesinin C vitamini ile birlikte alınması, vücudun bu proteini üretim sürecini destekleyebilir.
Özellikle 25 yaşından sonra üretim azalır, 30’lu yaşlardan itibaren düşüş daha belirgin hale gelir. Bu nedenle takviyeler genellikle 25 yaş sonrası önerilir. Ancak kişisel ihtiyaç, yaşam tarzı, beslenme düzeni ve cilt yapısına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Saniyeler içinde formu doldurun. Size yardımcı olalım.rn